Yazılar

2025 Yılı Çalışma İstatistikleri

Asgari Ücret

ASGARİ ÜCRETİN NETİNİN HESABI (TL / AY)

ASGARİ ÜCRETSGK PRİMİ% 14İŞSİZLİK SİG. PRİMİ % 1KESİNTİLER TOPLAMINET ASGARİ ÜCRET
26.005,503.640,77260,063.900,8322.104,67

İŞVERENE MALİYETİ (TL / AY)

ASGARİ ÜCRETSGK PRİMİ% 15.75 (İşveren Payı) (*)İŞVEREN İŞSİZLİK SİGORTA PRİMİ % 2İŞVERENE TOPLAM MALİYET
26.005,504.095,87520,1130.621,48

Kıdem Tazminatı Tavan Miktarı

01.01.2025 – 30.06.2025 = 46.655,43 – ₺

01.07.2025 – 31.12.2025 = 53.919,68 – ₺

2022 Asgari Ücret

2022 Asgari Ücret.

Asgari Ücretin Miktarı: 01/01/2022 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanılacak olan 2022 yılı asgari ücreti; brüt günlük 166,80.-TL Aylık brüt 5.004,00 TL, net 4.253,4.-TL olarak açıklamıştır.

Asgari Ücretin geçerlilik tarihi: 01/01/2022 – 31/12/2022

ASGARİ ÜCRETİN NETİNİN HESABI (TL / AY)

 

ASGARİ ÜCRET 5.004,00
SGK PRİMİ% 14 700,56
İŞSİZLİK SİG. PRİMİ % 1 50,04
KESİNTİLER TOPLAMI 750,60
NET ASGARİ ÜCRET 4.253,40

İŞVERENE MALİYETİ (TL / AY)

ASGARİ ÜCRET 5.004,00
SGK PRİMİ% 15.5 (İşveren Payı) (*) 775,62
İŞVEREN İŞSİZLİK SİGORTA PRİMİ % 2 100,08
İŞVERENE TOPLAM MALİYET 5.879,70

 

2022 YILI ASGARİ ÜCRET VE SİGORTA PRİMİNE ESAS KAZANÇ TUTARLARI:
01/01/2022 ila 31/12/2022 tarihleri arasında uygulanacak yeni asgari ücret ve sigorta primine esas kazanç tutarının ayrıntıları aşağıda açıklanmıştır.
Günlük kazanç alt sınırı 166,80 TL         Aylık kazanç alt sınırı 5.004,00 TL
Günlük kazanç üst sınırı 1.251,00 TL     Aylık kazanç üst sınırı 37,530,00 TL

ASGARİ ÜCRET TABLOSU

RESMİ GAZETE YAYIN TARİHİ VE SAYISI YÜRÜRLÜK  TARİHLERİ 16 YAŞINI DOLDURANLAR 16 YAŞINI DOLDURMAYANLAR
GÜNLÜK AYLIK ARTIŞ ORANI % GÜNLÜK AYLIK ARTIŞ ORANI %
17.12.2021/31692 01.01.2022 – 31.12.2022 166,80 5004 50,54 166,80 5004 50,54
30.12.2020/31350 01.01.2021 – 31.12.2021 119,25 3.577,5 21,56 119,25 3.577,5 21,56
27.12.2019/30991 01.01.2020 – 31.12.2020 98,10 2.943 15,03 98,10 2.943 15,03
27.12.2018/30638 01.01.2019 – 31.12.2019 85,28 2.558,4 26,05 85,28 2.558,4 26,05
30.12.2017/30286 01.01.2018 –

31.12.2018

67,65 2.029,5 14,18 67,65 2.029,5 14,18
30.12.2016/29934 01.01.2017-31.12.2017 59,25 1.777,5 7,9 59,25 1.777,5 7,9
31.12.2015/29579 01.01.2016-31.12.2016 54,9 1.647 29,3 54,9 1.647 29,3
31.12.2014/29222 01.07.2015-31.12.2015 42,45 1.273,5 5,9 42,45 1.273,5 5,9
31.12.2014/29222 01.01.2015-30.06.2015 40,05 1.201,5 5,9 40,05 1.201,5 5,9
31.12.2013/28868 01.07.2014 – 31.12.2014 37,80 1134 5,88 37,80 1134 5,88
31.12.2013/28868 01.01.2014 – 30.06.2014 35,70 1071 4,84 35,70 1071 22,05
29.12.2012/28512 01.07.2013-31.12.2013 34,05 1021,5 4,38 29,25 877,5 4,57
29.12.2012/28512 01.01.2013-30.06.2013 32,62 978,60 4,05 27,97 839,10 4,17
30.12.2011/28158 01.07.2012 – 31.12.2012 31,35 940,50 6,09 26,85 805,50 5,9
30.12.2011/28158 01.01.2012-30.06.2012 29,55 886,50 5,9 25,35 760,50 6,2
31.12.2010/27802 01.07.2011 – 31.12.2011 27,90 837 5,1 23,85 715,50 5,3
31.12.2010/27802 01.01.2011 – 30.06.2011 26,55 796,50 4,7 22,65 679,50 4,9
31.12.2009 / 27449 01.07.2010 – 31.12.2010 25,35 760,50 4,34 21,60 648 4,29
31.12.2009 / 27449 01.01.2010 – 30.06.2010 24,30 729,00 5,2 20,70 621 4,75
30.12.2008 / 27096 01.07.2009 -31.12.2009 23,10 693,00 4,1 19,65 589,50 4
30.12.2008 / 27096 01.01.2009 -30.06.2009 22,20 666,00 4,3 18,90 567,00 4,8
29.12.2007 / 26741 01.07.2008 -31.12.2008 21,29 638,70 5 18,02 540,06 4,8
29.12.2007 / 26741 01.01.2008 -30.06.2008 20,28 608,40 4 17,18 515,40 5
28.12.2006 / 26390 01.07.2007 -31.12.2007 19,50 585,00 4 16,38 491,4 3,1
28.12.2006 / 26390 01.01.2007 -30.06.2007 18,75 562,5 6 15,89 476,7 5,9
23.12.2005 / 26032 01.01.2006 – 31.12.2006 17,7 531 8,7 15 450.00 8,2
30.12.2004 / 25686 01.01.2005 – 31.12.2005 16,29 488,7 10 13,86 415,8 10,0
26.06.2004 / 25504 01.07.2004 – 31.12.2004 14.805.000 444.150.000 5 12.600.000 378.000.000 5
31.12.2003 / 25333 01.01.2004 – 30.06.2004 14.100.000 423.000.000 38,2 12.000.000 360.000.000 40,4
31.12.2002 / 24980 01.01.2003 – 31.12.2003 10.200.000 306.000.000 22 8.550.000 256.500.000 20,3
28.06.2002 / 24799 01.07.2002 – 31.12.2002 8.362.500 250.875.000 13 7.107.000 213.210.000 13
29.12.2001 / 24625 01.01.2002 – 30.06.2002 7.400.025 222.000.750 32,2 6.290.025 188.700.750 32,2
26.07.2001 / 24474 01.08.2001 – 31.12.2001 5.598.000 167.940.000 14,3 4.758.300 142.749.000 14,3
22.12.2000 / 24268 01.07.2001 – 31.07.2001 4.898.250 146.947.500 5 4.164.000 124.920.000 5
22.12.2000 / 24268 01.01.2001 – 30.06.2001 4.665.000 139.950.000 17,8 3.965.250 118.957.500 17,5
31.12.1999 / 23923 01.07.2000 – 31.12.2000 3.960.000 118.800.000 8,2 3.375.000 101.250.000 8,2
31.12.1999 / 23923 01.01.2000 – 30.06.2000 3.660.000 109.800.000 17,3 3.120.000 93.600.000 17,6
31.12.1998 / 23570 01.07.1999 – 31.12.1999 3.120.000 93.600.000 19,9 2.652.000 79.560.000 19,9
31.12.1998 / 23570 01.01.1999 – 30.06.1999 2.602.500 78.075.000 63,2 2.212.125 66.363.750 63,2
31.07.1997 / 23066 01.08.1998 – 31.12.1998 1.594.650 47.839.500 35 1.355.475 40.664.250 35,9
31.07.1997 / 23066 01.08.1997 – 31.07.1998 1.181.250 35.437.500 108,3 997.500 29.925.000 107,8
31.07.1996 / 22713 01.08.1996 – 31.07.1997 567.000 17.010.000 101,1 480.000 14.400.000 103,2
11.08.1995 / 22371 01.09.1995 – 31.07.1996 282.000 8.460.000 102,7 236.250 7.087.500 103,2
10.08.1994 / 22017 01.08.1994 – 31.08.1995 139.125 4.173.750 67,1 116.250 3.487.500 71,1
30.07.1993 / 21653 01.08.1993 – 31.07.1994 83.250 2.497.500 72,4 67.950 2.038.500 82,5
28.07.1992 / 21298 01.08.1992 – 31.07.1993 48.300 1.449.000 80,9 37.230 1.116.900 90
30.07.1991 / 20945 01.08.1991 – 31.07.1992 26.700 801.000 93,5 19.590 587.700 93,5
27.07.1990 / 20587 01.08.1990 – 31.07.1991 13.800 414.000 84 10.125 303.750 95,7
27.07.1989 / 20234 01.08.1989 – 31.07.1990 7.500 225.000 78,6 5.175 155.250 78,8
30.06.1988 / 19858 01.07.1988 – 31.07.1989 4.200 126.000 69,7 2.895 86.850 69,3
27.06.1987 / 19500 01.07.1987 – 30.06.1988 2.475 74.250 79,3 1.710 51.300 80
25.09.1985 / 18879 01.10.1985 – 30.06.1987 1.380 41.400 68,8 950 28.500 68,9
31.03.1984 / 18358 01.04.1984 – 30.09.1985 817,5 24.525 51,4 562,5 16.875 52
24.12.1982 / 17908 01.01.1983 – 31.03.1984 540 16.200 62 370 11.100 65,9
16.04.1981 / 17312 01.05.1981 – 31.12.1982 333,33 10.000 85,2 223 6.690 85,8
30.04.1979 / 16624 01.05.1979 – 30.04.1981 180 5.400 63,6 120 3.600 71,4
30.12.1977 / 16155 01.01.1978 – 30.04.1979 110 3.300 83,3 70 2.100 40
31.05.1976 / 15602 M. 01.06.1976 – 31.12.1977 60 1.800 50 50 1.500 47,1
30.06.1974 / 14931 01.07.1974 – 31.05.1976 40 1.200 34 1.020

Ceza Hukuku Kavramları

Bu çalışmada ceza hukukunda yer alan hukuki kavramlara ve açıklamalarına yer verilmiştir.

 

CEZA: Yasayı ihlal eden kişiye, yöntemine göre mahkemeler (veya diğer yetkililer) tarafından uygulanan yaptırım.

MUHAKEME: Karşılıklı iddia ve savunma sahiplerini dinleyerek onlar arasındaki uyuşmazlığı çözümleme işi; sonuca varmak için yapılan ussal işlem.

NORM: Kurallaşmış ilke; yasa, kanun, standart.

İDDİA: Sav; bir konu ile ilgili olarak ısrarlı bir şekilde öne sürülen görüş; bir davada, tarafların istemlerini ve karşılık istemlerini sürmeleri.

KAMU DAVASI: Amme davası; suç işlediği sanılan kişinin ceza yargı makamları önünde kovuşturulmasını sağlamak üzere, kamu adına savcının açtığı dava.

DERHAL UYGULANIRLIK İLKESİ: Bir muhakeme işleminin, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan muhakeme kurallarına göre yerine getirilmesi halinde kuralın derhal uygulanmasından söz edilir. Suçun işlendiği tarihin muhakeme kanunlarının uygulanması bakımından bir önemi yoktur. Bunun sonucu olarak, yeni muhakeme kuralının uygulanmasının sanığın lehinde veya aleyhinde olmasının bir önemi yoktur. Yürürlükteki kanun uygun olarak bir kez yapılmış olan işlem sonradan kanun değişse dahi geçersiz olmaz.

SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ İLKESİ: Taraflar arasında, sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından mahkeme tarafından bir dengenin kurulmuş olması, yargılama boyunca da bu dengenin korunmasıdır. Hukuk devleti ile anayasal bir ilke olan eşitlik ilkesinin usul hukukundaki uzantısıdır.

KİŞİNİN KENDİSİNİ VE YAKINLARINI SUÇLAYICI BEYANDA BULUNMAYA VE DELİL GÖSTERMEYE ZORLANAMAMA İLKESİ: Bu ilke kişinin kendisine karşı yapılan suçlama nedeniyle konuşmaya ve delil göstermeye zorlanamayacağını; adli makamların ikrar elde etmek için şüpheliye işkence ve kötü muamele yapmasının yasak olduğunu ifade eder.

MAKUL SÜREDE YARGILANMA İLKESİ: Bu ilke yargılama süresinin gereğinden fazla uzamamasını ifade eder.  Bu sürenin belirlenmesinde davanın kapsamı ve ağırlığı dikkate alınır.

DOĞAL HAKİM İLKESİ: Kişinin kendisine isnat edilen suç tarihinden önce ve kanunla kurulmuş bir mahkeme önünde yargılanma hakkını ifade eder.

ADİL YARGILANMA HAKKI: Tarafsızlığı ve bağımsızlığı teminat altına alınmış ve kanunla kurulmuş bir mahkeme önünde, aleni duruşmada hakkaniyete uygun olarak yargılanmayı ifade eder.

SUSMA HAKKI: Sanığın, kendisine isnat edilen veya sorulan bazı sorular hakkında soruşturma ve kovuşturma evrelerinde susma hakkı vardır.

ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ: Delillerin duruşmada tartışılması sonucunda sanığın suçluluğu veya suçsuzluğu yönünde hakimde vicdani kanaat uyanmaması halinde, bu durumdan sanığın yararlandırılması ve beraat kararı verilmesi gerektiğini ifade eder.

MASUMLUK KARİNESİNDEN YARARLANMA İLKESİ: Bu ilke, adli makamların kişiyi kesin bir mahkumiyet kararı bulunmadan suçlu olarak ilan edememesini ifade eder.

DELİLLERİN DOĞRUDAN DOĞRUYALIĞI İLKESİ: Suçluluk konusunda karar verecek olan mahkemenin araya başka bir makam girmeden delillerle doğrudan doğruya temasa geçmesini ifade eder. Bu ilke gereğince hakim kural olarak hükmünü duruşmada önünde tartışılan delillere dayandırmalıdır.

İŞBİRLİĞİ SİSTEMİ: Modern devlet anlayışında iddia, savunma ve yargılama makamları arasında işbirliği söz konusudur. Yargıç sadece iddia ve savunmaya göre karar vermek zorunda değildir, kendi delil toplama ve araştırma yetkisine sahiptir.

ŞİKAYET: Kovuşturması şikayete bağlı olarak düzenlenen suçlarda, ilgili makamlara suçun kovuşturulmasına yönelik yapılan irade beyanıdır.

FERAGAT: Şikayet hakkı doğduktan sonra bu hakkın süresi içinde kullanılmayacağının belirtilmesidir. Şikayetten feragat zımni de yapılabilir. Feragat kabule bağlı değildir, tek taraflı bir işlemdir. Feragat SUÇA KATILANLARIN TÜMÜNÜ etkiler.

ŞİKAYETTEN VAZGEÇME: Şikayet hakkı kullanıldıktan sonra şikayetin geri alınmasıdır. Şikayetten vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Vazgeçme karşı tarafın kabulüne bağlıdır. Şikayetten vazgeçme HÜKÜM KESİNLEŞİNCEYE kadar mümkündür. Şikayetten vazgeçme açık olmalıdır. Şikayetten vazgeçme suça katılanların tümünü etkiler, vazgeçen suça katılanlardan bazıları hakkında vazgeçme hakkını kullanmadığını söyleyemez.

ŞİKAYETİN SİRAYETİ: Şikayetin konusu fail değil fiildir. Şikayet edilen olay olduğundan, şikayet olayın tüm faillerini kapsar. Şikayet dilekçesinde tek bir kişi gösterilse bile bu şikayet suça katılan tüm failleri kapsar.

ÖN ÖDEME: Ceza hukukunda ön ödeme,uzlaşmaya tabi suçlar hariç olmak üzere sadece adli para cezası yaptırımını içeren suçlarda veya yasa maddesinde belirlenen hapis cezasının üst sınırı 6 ayı geçmeyen suçlarda failin belli bir miktar para ödeyerek soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlarından kurtulmasını sağlayan bir kurumdur (TCK m.75).

İSTİNABE: Hukuki yardım. Mahkemenin görmekte olduğu uyuşmazlıkla ilgili olarak, kendi yetki alanı dışında yapılması gereken bir muhakeme işleminin gerçekleştirilmesini, işlemin yapılacağı yerde bulunan kendisiyle aynı seviyedeki mahkemeden talep etmesidir.

NİYABET: Naiplik; toplu mahkemenin, yargı çevresi içinde ve fakat mahkeme binası dışında tank dinlemek, keşif vb. işlem yapmak üzere üyelerinden birini görevlendirmesi; görevlendirilen üyeye naip üye denir.

BAĞLANTI: Bağlantı dar ve geniş anlamda olmak üzere ikiye ayrılır. Dar Bağlantı: Süjeler yönünden bağlantıya, bir kimsenin birden çok suçtan sanık olması) sübjektif bağlantı; objeler yönünden bağlantıya, bir suçta birden çok sanığın olması objektif bağlantı adı verilir. Geniş Bağlantı: Kanunundaki hükümlerden yararlanarak: a) suçların birden çok kişi tarafından birbirleri aleyhine işlenmiş olması, b) suçlardan birinin diğerini işlemek/diğerinden fayda sağlamak için işlenmiş olması, c) suçlardan birinin bir unsurunun veya cezasına etki eden bir nedenin ispatı, diğerinin bir unsurunun veya cezasına etki eden bir nedenin ispatını etkiliyorsa geniş anlamda bağlantı vardır denilebilir.

MUHAKEMELERİN BİRLEŞTİRİLMESİ: Aralarında bağlantı bulunan uyuşmazlıklara ilişkin muhakemelerin birleştirilerek birlikte yapılması ve sonuçta, en azından görünüşte, bir karar verilmesidir.  Her olayda, birleştirmenin yararları ve sakıncalarını nazara alarak karar verme yetkisi, kanun tarafından hakime verilmiştir.  Koşulları: Birleştirilecek muhakemelerin konusunu oluşturan uyuşmazlıklar arasında bağlantı olmalı, Birleştirmede yarar bulunmalı, Birleştirme imkanı bulunmalı. (Birleştirme ve ayırma kararlarına karşı hükümle birlikte İstinaf kanun yoluna başvurulabilir.)

NİSBİ MUHAKEME: Ceza mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise ceza mahkemesi iki türlü davranabilir: İlk seçenek, ceza mahkemesinin diğer uyuşmazlığı kendisinin çözmesidir. Buna nispi yargılama denir. Örneğin (A) hakkında güveni kötüye kullanma suçu hakkında açılan kamu davasında, geri vermek istediği malın kendisine miras yoluyla kaldığını iddia edebilir. Bu kişi hakkında hüküm verilebilmesi, malın miras yoluyla kalıp kalmadığının çözümlenmesine bağlıdır. Ceza mahkemesi bu durumda ya o malın miras yoluyla (A) ya kalıp kalmadığı sorununu kendisi çözer veya bu uyuşmazlığın asıl yetkili ve görevli mahkemede çözümlenmesi için sanığa süre vererek o mahkemenin kararını bekler.

BEKLETİCİ SORUN SAYMA: Bir davanın esasına hükmedebilmek için başka bir makamda ve kural olarak başka bir yargı makamında çözülmesi gereken sorun.

YARGIÇ: Uyuşmazlıkların çözümü için görevlendirilmiş kişi; devlet tarafından atanan bağımsızlıkları ve teminatları Anayasa tarafından garanti edilen kimse; hakim.

SAVCI: Savcı, suç haberini alması ya da suçun oluştuğu anı bizzat görmesi durumunda devlet adına hareket edip araştırma ve soruşturmayı yapan kişidir. Savcılar kendi aralarında işbölümü esasına görev yaparlar. Savcılar arasında da istinabe mümkündür.

MAĞDUR: Suçla korunan hak ve menfaati ihlal edilen kişidir. Bu kişilere doğrudan doğruya zarar gören de denir. Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.

KATILAN: Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesinde kovuşturma evresinin yani iddianamenin kabul edilmesinden sonra hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilir. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Soruşturma evresinde katılma mümkün değildir. Bu evrede suçtan zarar gören ya da mağdur ancak kanunda belirtilen belirli işlemlerde örneği keşifte hazır bulunma hakkına sahiptir.

ŞÜPHELİ: Yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evrede yani soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişi.

SANIK: İddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evrede yani kovuşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiye sanık denir.

MÜDAFİ: Savunucu; savunan; ceza hukukunda sanığı savunan; şüpheli ve sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı; müdafi, savunduğu kişinin talimatlarına uymak durumunda değildir, bu açıdan vekilden ayrılır.

İFADE: Şüphelinin soruşturma evresinde kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesini ifade eder.

SORGU: Şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini ifade eder.

HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE: Bir işlemin yapılabilmesi ve bir hakkın kullanılabilmesi için işlemin yapılacağı zaman diliminin üst sınırı gösterilerek tayin edilen süreler.

DAVA ZAMANAŞIMI: Suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise, devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi ve ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur (TCK m. 66).

CEZA ZAMANAŞIMI: Mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden itibaren belli bir sürenin geçmesiyle hükmün infaz edilmesinden vazgeçilmesidir. Dava zamanaşımında devletin cezalandırma hakkı ortadan kalkarken, ceza zamanaşımında hükmedilen cezanın infaz edilmemesidir (TCK m. 68).

ESKİ HALE GETİRME: Davada usul yargılamalarının veya yargıçların belirlediği kesin süreye, zorlayıcı nedenler yüzünden uyulamaması halinde düşen (ortadan kalkan) hakkın geri verilmesi. Eski hale getirme dilekçesi engelin kalkmasından itibaren 7 gün içinde, süreye uyulsaydı usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verilir. Örneğin trafik kazası geçirdiği için yoğun bakımda kalan bir hasta, istinaf kanun yoluna ilişkin 7 günlük süreyi kusuru dışında kaçırmıştır. Hasta yoğun bakımdan çıktıktan sonra 7 gün içinde eski hale getirme isteğinde bulunabilir.

BERAAT: Türk Dil Kurumu’na göre “aklanmak” anlamına gelir. Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması; yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olamaması; yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması; yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hallerinde verilir (CMK m.223/1).

MAHKUMİYET: Mahkeme kararıyla cezaya, borcu ödemeye vb. hususa karar verilme.

GÜVENLİK TEDBİRİ: Güvenlik tedbirleri, toplumu koruma amacıyla uygulanan ceza hukuku yaptırımıdır. Güvenlik tedbirleri uygulanabilirlik şartları; bir suçun işlenmiş olması, tehlikeli halin varlığı, kanunda öngörülmüş olması ve hakim tarafından hükmedilme şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Güvenlik Tedbirleri karşımıza Yakalama-gözaltı, Gözaltına Alma, Tutuklama, Adli Kontrol, Arama, Önleme Araması, El koyma, Bilgisayarlarda Bilgisayar Programlarında Ve Kütüklerinde Arama Kopyalama El koyma, Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi ve Gizli Soruşturmacı Görevlendirme olarak karşımıza çıkar.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI: 2 yıldan az hapis cezasına veya adli para cezasına ilişkin hükümlerin açıklanmasının daha sonraya ertelenmesine imkan tanıyan bir muhakeme kurumudur.

DAVANIN DÜŞMESİ: Soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş ve bu şartın gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığının anlaşılması halinde davanın düşmesine karar verilir.

DAVANIN DURMASI: Şartın henüz gerçekleşmediği ancak gerçekleşme ihtimalinin bulunduğu anlaşıldığı hallerde şartın gerçekleşmesini beklemek için durma kararı uygulamada davanın tatiline karar verilir. Bu karara itiraz edilebilir. (YARGITAY DURMA KARARI VEREMEZ.) Örneğin memurlar ve diğer kamu görevlilerinin işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü haklarında açılacak olan ceza kovuşturmaları, istisnaları bulunmakla birlikte kural olarak idari merciin iznine bağlanmıştır. Yargılama sırasında kamu görevlisinin yargılanması için idareden izin alınmadığı tespit edilirse durma kararı verilir.

CEZANIN TEŞDİDİ: Cezayı ağırlaştırıcı nedenler.

İTİRAZ: Bir hakkın doğumuna engel olan veya o hakkı sona erdiren olgular; yargıç tarafından taraflarca ileri sürülmese bile kendiliğinden dikkate alınır.

TEFHİM: Bildirme, anlatma. Mahkemenin son duruşmada verilen kararların duruşma sırasına hazır bulunan tarafa sözlü olarak bildirilmesi işlemidir.

TEBLİGAT: Hukuki bir işlemin, ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın yasa ve yöntemine uygun bir biçimde yazı ile veya ilanla yaptığı işlemi.

MÜEYYİDE: Yaptırım; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; müeyyide çeşitleri, ceza, zorla yaptırım, tazminat, geçersizlik ve iptal biçimlerinde ortaya çıkar.

SANIĞIN DURUŞMALARDAN BAĞIŞIK (VARESTE) TUTULMASI: Duruşma açılıp ilk oturumda sanığın sorgusu yapıldıktan sonra sanığın diğer oturumlara gelmesi zorunlu değildir. Sanık savuşur veya izleyen ara vermeyi oturuma gelmezse önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir. (CMK m.194)

DELİL: Uyuşmazlığa neden olan fiili veya hukuki olgunun, olduğuna veya olmadığına yargıcı inandırmak için yargılama hukukunun gösterilmesine izin verdiği ispat araçları; davada tarafların iddialarını ispat için dayandıkları araçlar.

TANIK: Tanık ya da şahit, gördüğünü veya bildiğini anlatan kimse.

ATF-I CÜRÜM: Suç yükleme, sanığın suçu birisine yüklemesi.

BİLİRKİŞİ: Çözümü özel bilgi ve tekniğe bağlı konularda yargıcın başvurduğu ihtisas sahibi kimse; bilirkişi raporu, kural olarak yargıcı bağlamaz.

UZMAN GÖRÜŞÜ: Cumhuriyet savcısının, davaya katılanın, vekilinin, şüpheli veya sanığın, müdafin veya kanuni temsilcinin, davanın tarafının yargılama konusu olayla ilgili olarak ya da bilirkişi raporu hakkında uzmanından aldığı bilimsel görüş.

MÜTALAA: Kovuşturma aşamasında iddia makamının davanın seyri veya son karar aşaması öncesi davaya ilişkin son iddiası ve talebi.

KEŞİF: Uyuşmazlık konusu yer hakkında yargıcın bütün duyuları ile bilgi edinmesi; yargıcın, doğrudan görerek delil elde etmesi; bilinmeyen şeyi ortaya çıkarma.

YER GÖSTERME: Kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan şüphelinin suçun işlendiği veya delillerin bulunduğu yeri göstermesi ve orada suç hakkında bilgi vermesi.

GÖZLEM ALTINA ALINMA: Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkisini saptamak için uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafin dinlenmesinden sonra soruşturma evresinde sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından resmi bir sağlık kurumunda gözlem altında tutulmasına karar verilmesi.

TUTUKLAMA: Suçlu olduğu konusunda henüz kesin hüküm bulunmayan ancak suç işlediği şüphesi kuvvetli olan kişinin özgürlüğünün hakim kararıyla geçici olarak kaldırılmasıdır. CMK’de şüpheli veya sanığın yokluğunda tutuklama kararı verilmesi olanağı istisnalar dışında kaldırılmıştır. Bu nedenle, kanunda önce yakalama koruma tedbirlerine daha sonra tutuklama koruma tedbirine yer vermiştir.

TUTUKLAMA İÇİN YASAL KARİNELER: Bazı suçlardan dolayı tutuklama kararı verilebilmesi için tutuklama sebeplerinin varlığı aranmaz. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı (ilk fıkrası dışında TCK m.103), çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma (2,7 ve 8.fıkraları dışında TCK m.220), devlet güvenliğine karşı suçlar (TCK m.302-304, 307-308) anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar vs. (Katalog Suçlar)

ADLİ KONTROL: Tutuklama sebeplerinin varlığına rağmen şüpheli veya sanığın denetim altına alınarak tutuklama kararı yerine uygulanan bir ceza muhakemesi tedbiridir. Hakim, tutuklama tedbiri yerine “adli kontrol şartıyla” şüpheli veya sanığı denetim altına alarak serbest bırakmaktadır. Adli kontrol tedbiri, şüpheli veya sanığın adli bir kararla, ancak idari bir yolla (imza vermek, yurtdışına çıkış yasağı vs.) kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Adli kontrol tedbirine sadece ceza mahkemesi tarafından karar verilebilir (CMK md.110)

YAKALAMA EMRİ: Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz, yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçma hallerinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, şüphelinin yakalanması için sulh ceza hakimi tarafından verilen emir.

YAKALAMA: Hakim veya mahkeme kararı olmadan suç şüphesi altında bulunan şahısların özgürlüklerinin geçici olarak fiilen kısıtlanmasıdır. Yakalama, koruma tedbiri olması nedeniyle geçici niteliktedir.

Yakalamada koruma tedbirlerine başvurulmasındaki genel amaçların yanı sıra, kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması amacının gerçekleşmesinde bir araç olarak kullanılır.

Kişiye suç işlerken rastlanması veya suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığının bulunması veya kimliğini hemen belirleme olasılığının bulunmaması halinde o kişiyi herkes yakalayabilir.

Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesi gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına veya amirlerine derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yetkisine sahiptir.

GÖZALTI: Yakalanan kişinin Cumhuriyet savcılığınca bırakılmaması durumunda, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir; gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hakim veya mahkeme gönderilmesi zorunlu süresi hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın bulunan hakim veya mahkemeye gönderilmek için zorunlu süre 12 saati geçmez.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

GÖZALTINA ALMA: Yakalama; tutuklamanın olanaklı hale getirilmesi ve ceza yargılamasının emniyet içindeki yapılabilmesi için henüz tutuklama kararı olmadan önce, kişinin özgürlüğünün kaldırılması; bir kimsenin mahkemeye çıkmadan önce nezarete alınması.

ARAMA KARARI: Şüpheli kişi veya delillerin ya da müsadere edilecek eşyanın ele geçirilmesi amacıyla ev veya diğer yerlerde araştırma yapılması demektir. Bir yerde arama yapılması için gerekli iznin verilmesidir. Var olan yasalara göre bu karar olağanüstü durumlar dışında yalnızca yargıç tarafından verilir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yasayla yetkili kılınmış merciin YAZILI EMRİ bulunmadıkça kimsenin üstü, özel kağıtları, eşyaları ve konutu aranamaz ve buralarda bulunan eşyalara el konulamaz. Yetkili merciin kararının hakim tarafından onaylanması gerekir

ELKOYMA KARARI: Suçun veya tehlikelerin önlenmesi amacıyla veya suçun delili olabileceği veya müsadereye tâbi olduğu için, bir eşya üzerinde, rızası olmamasına rağmen, zilyedin tasarruf yetkisinin kaldırılması işlemine elkoyma denilmektedir.

Elkoyma kararını kural olarak sulh ceza hâkimi verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. (CMK m.127) Elkoyma işlemi hâkim kararı olmaksızın, 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren 48 saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar. (CMK m.127/3)

ELKONULAN EŞYANIN İADESİ, KORUNMASI VE ELDEN ÇIKARILMASI: Şüpheliye, sanığa veya üçüncü kişilere ait elkonulmuş eşya veya diğer malvarlığı değerleri, soruşturma ve kovuşturma açısından elde tutulmasına gerek kalmaması veya müsadere edilemeyeceğinin anlaşılması halinde geri verilir. Bu eşya veya malvarlığı değerlerinin resen veya istem üzerine geri verilmesine Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından karar verilir. İstemin reddi kararlarına itiraz edilebilir.

SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ: Savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir. Gizlilikle kastedilen soruşturma işleminde ilgililerden başka kimsenin hazır bulunmaması; işlemler tutanağa bağlandığında ise dosyanın üçüncü kişiler tarafından görülememesidir. Kural gizlilik olmakla birlikte Kanun koyucu belirli işlemlerde belirli kişilere karşı gizliliği kaldırmış olabilir. (CMK m.157.)

SORUŞTURMANIN YAZILILIĞI: Soruşturma evresinde yapılan sözlü veya hareketli tüm işlemlerin tutanağa geçirilmesini ifade eder. Her soruşturma işlemi tutanağa bağlanır ve tutanak adli kolluk görevlisi, Cumhuriyet Savcısı, veya sulh ceza hakimi ile hazır bulunan yazman tarafından imza edilir. İşlemde müdafi veya vekil sıfatı ile bir avukat hazır bulunmuş ise tutanakta onların da ismi ve imzası bulunur.

ADLİ KOLLUK: Soruşturma işlemlerini yapan ve kanunlarda belirtilen güvenlik görevlileri; adli kolluk soruşturma işlemlerini Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda yapar; adli kolluk adli görevlerinin dışındaki hizmetlerde, üstlerinin emrindedir.

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI(TAKİPSİZLİK) KARARI: Cumhuriyet savcısının, soruşturma evresi sonucunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edememesi, yeterli delile ulaşsa bile ön ödeme, uzlaşma veya iddianamenin düzenlenmesinin ertelenmesi söz konusu olduğunda veya kovuşturmanın mümkün olmadığı hallerde ya da Cumhuriyet savcısının takdir hakkını kullandığı hallerde soruşturma evresi, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sona erer. Takipsizlik kararına müşteki veya suçtan zarar gören tarafından yazılacak bir itiraz dilekçesi verilerek itiraz edilebilir. Müşteki veya suçtan zarar gören tarafından, takipsizlik kararına (Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara) karşı verilen itiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller açıkça belirtilmelidir.

İDDİANAME DÜZENLENMESİNİN ERTELENMESİ: Soruşturma sonunda bazı koşulların varlığına bağlı olarak, Cumhuriyet savcısına kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verme imkanı tanımıştır. Bu bağlamda Cumhuriyet savcısı ancak soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olup üst sınırı 1 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda iddianamenin düzenlenmesini ertelemeye karar verebilir.

Cumhuriyet savcısının 5 yıl süreyle şüpheli hakkında dava açmayı erteleyebilir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, adli sicil kaydında bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, sadece bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir (CMK m.71/5).

5 yıllık erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Erteleme kararı da adli sicil/sabıka kaydı sisteminden tamamen silinir.

İDDİANAME: Ceza işlerinde yapılan hazırlık soruşturması sonucunda savcı kamu davası açılması gerektiği görürse, davayı açmak için verdiği istem belgesi.

İDDİANAMENİN İADESİ: Kamu davası açılan mahkemenin, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle, iddianamenin içeriğinin eksik olması, suçun işlendiğine dair mutlak sayılan delillerin toplanmaması, ön ödeme veya uzlaşmaya tabi hususlarda bu hususların uygulanmaması sebepleriyle iddianamenin Cumhuriyet savcısına geri gönderilmesi.

UZLAŞMA: Uzlaşma, şüpheli ve sanıkla mağdurun bir uzlaştırıcının nezaretinde karşılıklı edimlerde anlaşarak ceza muhakemesini sona erdirmelerini ifade eder. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde uzlaşma ile muhakeme sona erdirilebilir. Kanun’da uzlaşmaya tabi suçlar CMK m.253’de tanımlanmıştır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla işlenmesi halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz.

Uzlaştırmacı da hakimin reddi nedenleri ile reddedilebilir. Uzlaşma sürecinde soruşturmanın gizliliği ilkesine uyulur.  Uzlaştırmacı dosya içindeki belgelerin birer örneğinin kendisine verildikten en geç 30 gün içinde uzlaşma işlemlerini sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bu süreyi en çok 20 gün daha uzatabilir.

KOVUŞTURMA: İddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre.

DURUŞMA: Duruşma devresi, örneğin kamu davasının açıldığının bildirilmesi ve yoklamaların yapılması gibi biçimsel işlemlerin yapıldığı giriş ve delillerin ortaya konulup iddia ve müdafaa makamlarınca tartışıldığı esas olmak üzere iki bölümden oluşur. Duruşmanın amacı, delillerin tartışılması sonucunda hakim veya hakimlerde failin suçluluğu ya da suçsuzluğu konusunda bir kanaat oluşmasını sağlamaktır.

HÜKÜM: Bir uyuşmazlığın yargıç tarafından çözümlenmesi sonucunda verilen(nihai) karar.

İSTİNAF: İlk derece mahkemesinin ceza davası ile ilgili verdiği son kararın, üst dereceli bir mahkeme olan bölge adliye mahkemesi tarafından hem maddi vakıa yönünden hem de hukuka aykırılık yönünden yeniden incelenmesini sağlayan bir kanun yoludur.

TEMYİZ: İstinaf Mahkemesi’nin bozma kararı dışında kalan hükümlerinin yeniden incelenmesi için bir davanın taraflarına tanınan olağan bir kanun yoludur. Taraflar, temyiz başvurusu ile İstinaf Mahkemesi kararının değiştirilmesini veya bozulmasını talep ederler. İstinaf ceza dairelerinin kararlarının temyiz incelemesi bir üst mahkeme tarafından, yani bir temyiz mahkemesi olan Yargıtay tarafından yapılır.

TEBLİĞNAME: Taraflardan birince temyiz edilen ve görevli ceza dairesinin önüne gelen dosyaya ilişkin olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın temyiz istemi hakkındaki düşüncesini bildirdiği yazılı belgenin adıdır.

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN İTİRAZI: Yargıtay ceza dairelerinden verilen kararlara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine itiraz yoluna gidebilir. Süre, ilamın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildiği tarihten başlar. Ancak SANIĞIN LEHİNE İTİRAZDA SÜRE ARANMAZ. Başsavcılığın itirazını önce kararı veren daire inceler. İnceleme dosya üzerinden yapılır. Daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu incelemeyi, dosya üzerinden yapar ve inceleme sonucunda düşme sebebi varsa davanın düşmesine; itiraz nedenlerini yerinde görmezse itirazın reddine karar verir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu itiraz nedenlerini yerinde görürse ceza dairesinin ilamının kaldırılmasına karar verir ve kaldırılan kararın yerine verilmesi gereken kararı gösterir.

KANUN YARARINA BOZMA (YAZILI EMİR): İstinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlara karşı, Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı olarak bildirir. Başvurulan olağanüstü kanun yoludur. Bu yola başvurabilmenin şartları: Hakim veya mahkeme tarafından verilen bir karar veya hüküm bulunmalı, kararda hukuka aykırılık bulunmalı, karar İstinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmalıdır.

YARGILAMANIN YENİLENMESİ (İADE-İ MUHAKEME): Olağan kanun yolları sona erip hüküm kesinleştikten, hatta hüküm infaz edildikten sonra dahi bir hükmün hatalı olduğunun anlaşılması halinde yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmez. (CMK m.313/1) Lehte yargılamanın yenilenmesinde herhangi bir süre yoktur. Mahkumiyet kararından sonra ne kadar süre geçerse geçsin lehte yenileme istenebilir.

Ceza Hukuku

Ceza Hukuku Nedir?

Toplu halde yaşayan insanların arasında çatışma çıkması, uyuşmazlık olmaması kaçınılmaz bir durumdur. Toplumda çatışma çıkmasını önleme görevi, uyuşmazlıklara çözüm bulma süreci ancak belirli bir yaptırımların uygulanmasıyla olur. Uygulanan bu yaptırımlara ceza adı verilir.

 

Genel ceza hukukunun konusunu, maddi ve manevi unsurlarıyla suç kavramı, ceza hukukuna hakim olan genel ilkeler, ceza kavramının tanımı, suçu ortadan kaldıran nedenler, cezayı azaltan ve ortadan kaldıran nedenler, içtima, iştirak, teşebbüs gibi tüm suçlar için geçerli olan ilke ve kavramlar oluşturur.
• Özel ceza hukukunun konusu ise ceza kanununa göre suç sayılan eylemler, bunların kendi aralarında tasnifi, suç sayılma nedenleri, kapsam ve sınırları ile birbirlerinden ayrılan yönleri ve bunlar için yasada öngörülen cezalar ve diğer tedbirlerdir.
• Ceza hukuku ayrıca ceza yargılaması usulü (ceza usul hukuku veya ceza muhakemesi hukuku) ile ceza infaz hukuku gibi geniş anlamda ceza hukuku kapsamında yer alan diğer dallar ile de yakından ilgilidir.

Ceza Hukuku Temel İlkeleri Nedir?

Ceza hukuku, kişi hak ve hürriyetleri üzerinde en fazla etkisi olan hukuk disiplinidir. Bu nedenle, ceza hukuku uygulamasında kişi hak ve hürriyetlerini güvence altına almaya yönelik bazı temel ilkeler kabul edilmiştir. Ceza hukukun en önemli iki temel ilkesi suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile suçta ve cezada kusur ilkesidir.

1. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi (nulla poena sine lege)

• Bu ilke uyarınca suç ve bunun karşılığı olan cezanın ancak kanun ile belirlenmesi gerekir. Bu temel ilke, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.” Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlak ifadelerle suç tanımlanamaz (nulla poena sine lege certa).

• Kanunilik ilkesinin gerektirdiği bir başka şart da, aleyhe olan kanunun geçmişe yürüyemeyeceğidir. Yani, işlendiği sırada suç olmayan bir fiilden dolayı, sonradan fiilin suç olarak düzenlenmesi nedeniyle kimse cezalandırılamaz (nulla poena sine lege praevia).

• Gene kanunilik ilkesinin getirdiği bir başka koşul da failin aleyhine kıyas yasağıdır. Hukuk biliminde kıyas, kanunda boşluk bulunması halinde bu boşluğun en benzer hukuk kuralı bulunarak doldurulmasını ifade eder. Ceza hukukunda kıyas, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrasında “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.” şeklinde belirtildiği üzere uygulanamaz (nulla poena sine lege stricta).

2. Suçta ve cezada kusur ilkesi

• Ceza hukuku anlamında kusur, bir fiilin isnat yeteneği mevcut bir kimse tarafından bilerek ve istenerek işlenmesidir. Yani, failin cezalandırılabilmesi için fiili bilerek ve isteyerek yapmış olması gerekir. Bu ilkeden de ancak fiili bizzat işlemiş failin cezalandırılabileceği ilkesi türetilmiştir. Bu ilke de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 20. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: “Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.”

Ceza Muhakemesi Nedir?

Ceza Muhakemesi, Ceza hukukunun belirlemiş olduğu suçların ihlal edilmesi durumunda, ceza muhakemesi devreye girer. Ceza muhakemesi, suçun işlenip işlenmediğini, suç işlenmişse failinin veya faillerinin kim olduğunun tespiti, kusurlarının olup olmadığının, kusurlu ve sorumlu iseler bu sorumluluğun miktarını ve türünün belirlenmesi faaliyetidir.

Ceza Muhakemesi Hukuku

Ceza muhakemesini yani suçun ve suçlunun tespiti için yürütülen bir takım faaliyetleri düzenleyen hukuk dalına ceza muhakemesi hukuku denir.

Ceza muhakemesinin amacı şüpheli/sanığın haklarına saygı duyarak onun suçu işleyip işlemediği konusundaki MADDİ GERÇEĞİ ortaya çıkarmaktır. Ceza muhakemesi hukukunda vicdani delil sistemi geçerlidir. Hakim hiçbir delille bağlı değildir.

5271 Sayılı Türk Ceza Muhakemesi Kanununa göre, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenler.

Ceza Hukuku Hükümleri

Bir fiilin cezalandırılması için gerekli olan düzenlemeleri içeren ceza hukukugenel hükümler ve özel hükümler olmak üzere ikiye ayrılır. Ceza kanununun genel hükümler kısmı, kusur, teşebbüs, iştirak gibi tüm suçlar bakımından uygulama alanı bulan hükümlerdir. Ceza kanununun özel hükümleri ise, düzenlenen genel suçlar ve özel ceza kanunlarını içerir.

Ceza Hukuku Genel Hükümler

Ceza hukukunda genel kısım, suçlar ve yaptırımlara ilişkin genel olarak düzenlenen hükümleri kapsar. Buradaki düzenlemelerde suçun unsurları, cezai sorumluluk, sorumluluğun ortadan kalkması, yaptırımları, ceza türleri gibi konular vardır.

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Ceza hukukunun özel kısmında, çeşitli suç tipleri ayrı ayrı ele alınır. Düzenlenen bu suçların tanımı yapılır. Unsurları ve suça etki eden haller incelenir.

Ceza Hukuku Avukatı

Toplum içerisinde düzenlenen kanunlara tabii olanların, bunları ihlal etmeleri olağandır. Düzenlenen bu ceza kanunlarının ihlal edilmesi halinde suç dediğimiz kavram ortaya çıkmaktadır. Ancak kanunun ihlal edilmesiyle ortaya çıkan suçta gerek suçlunun tespiti ve uygulanacak adil bir cezanın varlığı yargılama ile belirlenir. İşte yapılacak olan bu yargılamada savunmanın vazgeçilemez unsuru, ceza hukuku avukatı olmaktadır. Çünkü herkesin savunulmaya hakkı vardır. Bu bir şüpheli veya sanıkta olabilir, işlenen suçtan zarar gören bir müştekide olabilir.

Ceza Avukatı Nedir?

Mahkemelerde yargılama üç saç ayağı üzerine kuruludur.

  1. İddia makamı,
  2. Savunma makamı
  3. Karar makamı

Yargılamadaki savunma makamını avukat temsil eder.

Ceza avukatı, ceza yargılamasındaki savunmayı temsil eder. Ağır ceza mahkemelerinde, asliye ceza mahkemelerinde ve sulh ceza hakimliklerinde ceza avukatı görev alır. Suç işleyen ve suça sürüklenen kişilerin veya işlenen suçtan zarar görenlerin ulaşabileceği en doğru kişi iyi bir ceza avukatıdır.

Ceza Avukatı Önemi

Ülkemizde yargılamalar çok uzun sürmekte, adalet yerini bulurken gecikmektedir. Ceza avukatı önemi, uzun süren bu yargılamalarda ön plana çıkmaktadır. Çünkü, yargılamanın savunma makamını oluşturan ceza avukatı, delillerin toplanmasını, tanıkların tespitini ve yargılamanın taraflar için adil bir şekilde ilerlemesini sağlar. Ceza mahkemesinde yargılanan ancak gerçekte hiçbir suçu olmayan biri için ceza avukatı önemi yadsınamaz derecedir.

Ceza Avukatı Görevi Nedir?

Suç işlemediği halde mahkemelerde yargılanan insanlara, şüpheli veya sanık olarak bulunduğu mahkemeden adil yargılanma talep edenlereavukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti ceza avukatının görevidir. Ayrıca, sanığın savunmasının en iyi bir şekilde yapılması, yapılacak duruşma öncesi lehine olacak durumların tespit edilmesi de ceza avukatlarının en temel görevleri arasındadır. 

Ceza Avukatı Görev Alanı ve Sorumlulukları

Ağır ceza mahkemeleri ve asliye ceza mahkemelerindeki yargılamalarda savunma yapmak ceza avukatı görev alanı içindedir. Kamu hizmeti niteliğinde olan avukatlık mesleğinde, avukatın takip edeceği dosyada sorumluluğu noterden usulüne uygun vekaletin düzenlenmesiyle başlar. Müvekkil avukata noterden çıkartacağı genel dava vekaletnamesi ile kendi uhdesinde olan dosyaya vekil tayin etmiş olur. Ceza avukatı sorumluluğu dosyanın kesinleşmesi ile veya dosyadan istifa etmesiyle, istifa ettiği tarihten sonra 15 gün içinde sonlanır.

Ceza Avukatı Hangi Davalara Bakar?

Geçmişten günümüze insanlar toplum içinde yaşadığından bu yana suç ve suçlu var olmuştur. İşlenen suçta, suça maruz kalan kişide aynı topluma aittir. Ceza avukatı kimi zaman suça sürüklenen kimi zaman suçtan zarar görenin adalet önünde savunucusudur. Ceza avukatı, adam öldürme, yaralama, tehdit, yağma, hırsızlık, uyuşturucu, konut dokunulmazlığını ihlal, hakaret vb. suçlara ilişkin ceza davalarına bakar.

Kamu hizmetini icra eden avukatlar için, teoride bir suç ya da dava ayrımı yokken, pratikte bu ayrım bazen olabilmektedir. Çünkü ceza alanında uzman, en iyi ceza avukatının kendisini sürekli geliştirmesi, kanunları, içtihatları ve emsal mahkeme kararlarını takip etmesi gibi bir durum söz konusudur.

Ceza Avukatı Davası Ne Kadar Sürer?

Ülkemizde yargılamalar çok uzun sürmekte, mahkeme kararını çoğu kez çok geç vermekte ve yargılama sürüncemede kalmaktadır. Ancak, Adalet Bakanlığı’nın bu durumu önlemek için bazı çalışmaları vardır. Bunların başında hedef süre uygulaması gelmektedir. Yargıda hedef süre ile hakimlere bakmakta oldukları davayı sonuçlandırabilecekleri en uzun süreyi belirlemekte ve yargılamanın bu süre zarfında bitirilmesini istemektedir. Ceza mahkemelerinde de hedef süre uygulaması ile ceza avukatı davaları daha kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Normalde günümüz şartlarında ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan ceza davaları 1 ila 3 yıl arasında, asliye ceza mahkemesindeki yargılamalar ise 1 ila 2 yıl arasında sonuçlanmaktadır.  

Ceza Avukatı Aynı Anda Kaç Kişinin Savunmasını Yapabilir?

Ceza mahkemelerindeki yargılamalarda savunma makamını temsil eden avukatlar için, müşteki veya sanık bakımından temsil konusunda bir sınırlama yoktur. Ceza avukatı aynı anda kaç kişinin savunmasını yapabilir sorusu, sanıklar arasında menfaat çatışması bulunması halinde önem kazanır. Çünkü sanıklar arasında menfaat çatışması var ise ayrı ayrı avukatlar ile temsil edilmek zorundadır. Menfaat çatışmasının varlığında, yargılama aşaması devam ederken suçun veya suçlunun değişme ihtimali söz konusudur. Ceza davasında aralarında bir bağ veya bağlantı yok ise, bir avukat tüm sanıkları ve tüm katılanları temsil edebilir.

Ceza Avukatı Nasıl Olunur?

Hukuk fakültesi mezunu olan herkes, avukatlık stajını başlatmaya hak kazanır. Bir yıl süren avukatlık stajı sonrasında kişinin avukatlık mesleğine kabulü yapılır. Avukatlık mesleğinde herhangi bir branş alanı yoktur. Avukatlık ruhsatnamesi olan her avukat ceza davalarına takip edip ceza avukatlığı yapabilir. Ancak pratikte belirli bir alanda ihtisaslaşma söz konusudur. Yani ceza alanında kendini geliştiren, ceza kanunlarına, infaz kanunlarına, içtihatlara, güncel mahkeme kararlarına hâkim olan avukat en iyi ceza avukatı olarak değerlendirilebilir. Çünkü ceza hukuku bilgi birikimi ve tecrübe gerektiren bir alandır. Ve bu alanda çalışacak avukat yeterli bir donanıma sahip olmalıdır.

Ceza Mahkemelerinin Görevleri Nelerdir?

Ceza hukuku kapsamında düzenlenen genel hükümler ve özel hükümler, suç tiplerini, suç tanımını ve suçun kapsamını belirler. Ceza muhakemesi hukuku ise önceden belirlenmiş olan bu suçların işlenmesi halinde yapılacak olan yargılamaları ve uygulamaları düzenler. Ceza muhakemesi dahilinde yapılacak olan yargılamalarda ceza mahkemelerinin görevleri de belirlenmiştir. Ceza mahkemelerinin görevleri, suçun vasfına, suç tipine ve suç miktarına göre değişiklik göstermektedir. Buna göre;

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, ağır ceza mahkemesi görevlidir. Kanunda belirlenen infaz süresine ve 10 yıl ve daha az hapis cezası gerektiren davalarda asliye ceza mahkemesi görevlidir.

Ağır Ceza Mahkemesi

Ülkemizdeki yargı sisteminde ağır ceza mahkemeleri, ilk derecedeki yargı faaliyetini yürütür. Ağır ceza mahkemesinin vermiş olduğu kararlar sırasıyla bölge adliye mahkemelerinde ve Yargıtay’da incelenir. Ağır ceza mahkemeleri heyet halinde çalışmalarını yürütür. Heyette bir başkan ve iki üyeden oluşur. Ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan davalarda duruşmalara cumhuriyet savcısı da iştirak eder.

Her il merkezinde ağır ceza mahkemesi bulunur. İş yoğunluğuna göre ağır ceza mahkemeleri illerde birden fazlada kurulabilir. Bu mahkemeler kurulduğu ilin adı ile anılır. Örneğin; İstanbul ağır ceza mahkemesi, Ankara ağır ceza mahkemesi, Burhaniye ağır ceza mahkemesi, Balıkesir ağır ceza mahkemesi ve Bandırma ağır ceza mahkemesi gibi isimlendirilir.

2019 tarihi itibariyle Şanlıurfa’da iki ağır ceza mahkemesi bulunmaktadır. Şanlıurfa ağır ceza mahkemeleri, Burhaniye adliye sarayında hizmet vermektedir. Halihazırda Edremit’te ağır ceza mahkemesi olmayıp, Edremit’te işlenip ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlar Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaktadır.

Asliye Ceza Mahkemeleri

Yargı örgütü içerisinde bir diğer ilk derece yargı mercii de asliye ceza mahkemeleridir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen tüm yargılama faaliyetleri asliye ceza mahkemesince yürütülür. Asliye ceza mahkemeleri her il ve ilçe merkezinde kurulmuştur. Asliye ceza mahkemeleri de ihtiyaca göre birden fazla kurulabilir. Kurulan bu asliye ceza mahkemeleri kuruldukları ilin adı ile isimlendirilir. Örneğin; Edremit asliye ceza mahkemesi, Burhaniye asliye ceza mahkemesi, Balıkesir asliye ceza mahkemesi, Ayvalık asliye ceza mahkemesi ve Ayvacık asliye ceza mahkemesi gibi adlandırılır.

Edremit asliye ceza mahkemeleri Edremit adliye binasında hizmet vermektedir. Gazicelal mahallesinde bulunan Edremit adliye sarayı içerisinde hali hazırda 5 asliye ceza mahkemesi vardır.  Ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girmeyen tüm davalar Edremit asliye ceza mahkemesince takip edilmektedir.

GÜLEŞCİ Hukuk ve DANIŞMANLIK Olarak Ceza Hukuku Alanında Verdiğimiz Hizmetlerden Bazıları;

Güleşci Hukuk Danışmanlık  olarak alanında uzman avukat ekibimizle ceza yargılamasının temelini oluşturan soruşturma aşamasından, mahkemece yapılan kovuşturma aşamasına kadar gereksinim duyulan her türlü hukuki sorunda detaylı bir çalışma yapmaktayız. Mahkemece verilen kararlar sonrasında ise gerekli kanun yollarına başvuruları ve infaz aşamasına ilişkin süreci Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu ve İnfaz Hukuku çerçevesinde titizlikle yürütmekte ve müvekkillerimize her aşamada Hukuki Danışmanlık ve Avukatlık Hizmeti sunmaktayız. Her türlü destek ve bilgi için Güleşci  hukuk büromuzdan destek sağlayabilirsiniz.

× Whatsapp